Bu sonbahar... Ağladım gözlerine, Hazan yaprakları gibi döküldüler senin için. Sana susayan Çatlamış dudaklarımla söylediğim, Yalnızlığıma yaktığım bir türkü oldun. En zor anımda gözlerinde, Belirdi bir serap gibi hüznüm.
Bu sonbahar... Dökülen yapraklar mı? Göz yaşlarım, saçlarım ve yağmur... Bir tren düdüğü alıp götürdü beni, Sensizliğin olduğu, Yanlızlığımın şehrine...
Sen beni sevmekten gidince Ben bana borclu kaldım Ya sen bana fazla geldin Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm Bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes bir öteye gülüm her nefes hasret olur
Sen sesinini alıp gidince Ben burda dilsiz kaldım Ya sen bana fazla geldin Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm Bir adımda gurbet olur Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur
( aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde El tutmak yol açıyor diye hesapsız susmalara Kaldırdık tüm tutuşmaları Yasak kelime oyunu yapmak Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok Tomurcuklanmak günah ve bir insan gözü yüzünden Yüz gün art arda uyumamak Kimse ölmesin diye kimsenin arkasında Her Seydalı verdiği sözü geri alacak Güneşi ayı hatta hiçbir tabiat olayı şahit gösterilmeyecek hiçbir sevdaya Ne deniyorsa onu atacak kalp Ve süresi yirmi dört saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın )
Ertelenmiş bütün hayellerim Bir çıkmaz sokağa girdiler şimdi Ömrümün yarısı takılıp gitti bakışlarına Ne sevgimi anlatabildim Ne sevdiğimi.. Ne el sallayabildim arkandan Ne veda edebildim Sen ki, Adını bile bilmegim, ince sızım Bakışlarını gözlerimde unutup gittin Şimdi onlar yalnız, ben yalınızım...
Şimdi sen, Kimbilir hangi şehirlerin akşamındasın Neredesin, kiminlesin, nasılsın Yağmur olsan `` Yağardın`` Derdim Yıldız olsan doğardın gecelerime Bahar olsan beklerdim kış boyu Ne yıldızsın, ne baharsın, ne yağmur Bir uzak diyarsın, adı yok...
Ömrümün yarısı takılıp gitti bakışlarına Sel oldun, aktın Alev olup yaktın yüreğimi Bir perondan yapayalınız gidişini seyrettim Bir adamın sessizce bitişini seryrettim Anlayamadan, Anlatamadan...
Neredesin Sevmek zamanı geçti mi dersin Efkar sardı başımı, anla işte Mevsim sonbahar Gariplikler, pişmanlıklar..
Tutki,yıllar öncesindeyim Tut ki, bakışlarının düştüğü yerdeyim İçin siner, kuşun konarmıydı Yalınız bir agaç olsam yamaçta Karda kışta Sıgınırmıydın dallarıma Bilmem ki....
Oysa bir uzak diyarsın adı yok Bir uzak sevdasın adı yok....
Kaç gece yatağımda uykusuz, Bir oyana bir bu yana dönüp durdum. Görmek için düşümde hayalimde, Duymak için sesini. Kaç kere ellerim uzandı telefona. Aşkı oyun bilirdin sen,aklıma geldi. VAZGEÇTİM
Kahırdan başka ne vardı sanki verdiğin, Acılardan zevk alır hale getirmiştin. Yine de görmek için seni, Şeytana uyup,bir daha bozacaktım yeminimi. Vedalaşmadan gidişin aklıma geldi. VAZGEÇTİM
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Saclarimi yalayan bir rüzgarin götürdügü gemiyle gidecegim senden, icinin denizlerinden.. Ne kaderim bogacak beni sularinda ne dalgalar koparacak seni benden.
Sadece gidecegim..
Kirpiklerimin bittigi yerde kalacak gözyaslarim,akmayacak yanaklarimdan.. Vedasiz degil yalansiz olacak gidisim..
Bir sabaha uyanir gibi, yatagindan kalkip yürür gibi gidecegim senden.. Pencerene vuran rüzgarlarla üseyeceksin bu karanlik sehirde, haram olacak tenine düsen her yagmur damlasi. Artik ,sehrin bir görünüp bir kaybolan hayalet trenleri getirmeyecek beni sana ..
Gidecegim ,sen bir sabahi daha kucaklarken..
Ellerin üseyecek ,tenin aciyacak her yerinden, bir sarki sizlatacak icini inceden. Bitmeyecek kabuslarin,gözlerini karanliga verdigin yerde yeniden dogacagim düslerine.. Renkleri olmayacak hic o düslerinin, beyazlari arayacaksin, kirmizilari kaybettiginde..
Dilin kopacak bogazindan ama gözlerinde kalacak gözlerim..Aynalara saklayacaksin bakislarini,kimse duymayacak icindeki feryadlari.. Sagirligina kizacak,küfredeceksin insanlarin.. Gözlerinde kalan gözlerimle bakacaksin uzanamadigin uzaklara. Bir el dokunacak sessizlige dayadigin sirtina ,irkilip donacaksin bosluguna bakarken. Issiz sokaklarda gelecegim aklina , kan davalarinin sürgünlügünü yasayacaksin tenhalarinda bu sehrin. Pic kalacak icindeki tüm sevdalar , büyütemedigin özlemlerini bir bir cami avlularina birakacaksin, acinmayi bekleyerek..
Lanetlenmis bir kaderi alacaksin her gece yar diye koynuna.
Gidecegim ,sen böyle gecelerin sabahlarina siginirken.